Kahve Sağlığa Zararlı Mı?

Günlük hayatta sürekli tüketilen ve çok sevilen kahve çoğunlukla içeriğinde yer alan ve uykuyu dağıtmaya sebep olan kafein maddesiyle anılır. Bu özelliğiyle genellikle uyku mahmurluğunu atmak için sabah saatlerinden itibaren tüketilmeye başlanan kahve, kuvvetli antioksidanlara sahip yapısıyla sağlığa faydalı bir içecektir.

Bilimsel araştırmalar sonucunda işlenmemiş halinde bine yakın antioksidan belirlenen kahvede, kavurma işlemiyle de yüzlerce antioksidanın geliştiği gözlemlenmiştir. Özellikle karaciğer kanserini önleyici etkisiyle kahve konsantrasyon ve hafıza artırıcı, demansla ilişkili hastalıklarda koruyucu, diyabet riskini azaltıcı, depresyonu önleyici, gut hastalığına karşı engelleyici özelliklerinin yanında günlük egzersiz performansını da yükselten yapıya sahiptir.

Ancak kahve tüm bu sağlığa katkılarının yanında tüketimine dikkat edilmediğinde ve yeterli görülen günlük miktarın üzerinde tüketildiğinde zararları da olan bir içecektir. Aşırı şekilde tüketilen kahve özellikle sindirim sisteminde olumsuz etkilere neden olur.

Sabahları aç karnına içilen kahve sindirim sisteminde hidroklorik asit üretimini uyararak sindirilmemiş protein bazlı yiyeceklerin ince bağırsaklara geçmesine ve şişkinlik ile gaz sorunlarının yaşanmasına yol açar. Kahvenin alışkanlıklar sonucunda bu tür uzun süreli kullanımı kolon kanserine neden olabilir. Ayrıca kahve çok fazla tüketildiğinde içeriğindeki kafein ve çeşitli asitler ile mide ve küçük bağırsak zarını tahriş edebilir. Bu açıdan ülser hastalarında rahatsızlığa neden olan bakterilerin artışına neden olması söz konusudur. Bunun yanında ince bağırsak zarını tahriş etmesi sonucunda karın spazmlarına, karın bölgesinde krampa ve eliminasyon sorunlarına yol açar.

Kahvenin sindirim sisteminde yol açtığı diğer bir sorun ise, kola ve kafeini yüksek diğer enerji verici içecekler gibi mide ekşimesine sebep olmasıdır. Bu nedenle özellikle reflü sorunları yaşayanların kahve tüketiminde dikkatli olmaları gerekir.

Bol miktarda kahve tüketiminin olumsuz sonuçlarından bir diğeri de stres hormonu olarak bilinen kortizol, epinefrin ve norepinefrin hormonların artmasına yol açmasıdır. Bu hormonlardaki artış vücut kimyasını olumsuz etkileyerek kalp hızı ve basıncını yükseltir ve gerginliğe yol açar. Ayrıca kahvenin içeriğindeki kafein, GABA (Gamma Aminobütirik Asit) metabolizmasına müdahale ederek olumsuz etkiler.

Kahvenin bir diğer olumsuz etkisi ise kahve tüketenler açısından demir, kalsiyum, çinko, magnezyum ve diğer önemli minerallerin emiliminde yaşanan sorundur. Ne kadar vitamin ve mineral açısından zengin besinlerin tüketilmesi söz konusu olsa bile aşırı kahve tüketimi minerallerin vücuttaki emilimine engel olur.

Kahve tüketiminde dikkat edilecek noktalardan biri de kahve çekirdeklerinin yüksek sıcaklıklarda kavrulması durumunda kanserojen maddesi akrilamit oluşmasıdır. Bu açıdan kahve Amerika’da tehlikeli kimyasal besinler arasında gösterilir.

Genellikle alışkanlığın sonucu olarak kahve aşırı tüketiminden kaçınılması gereken ancak vücuda sağladığı faydalar ile de rahatlıkla günlük tüketilebilecek bir içecektir. Sağlıklı bir şekilde tüketilmesi açısından günlük olarak yaklaşık Türk kahvesinde 4 fincana, diğer kahve türlerinde 2 fincana denk gelecek şekilde 400 miligram aşılmamalıdır. Ayrıca gebelik döneminde ve emziren annelerde kafein maddesine sahip olması sebebiyle kahve tüketimi yarı yarıya azaltılmalıdır. Özellikle sindirim sistemi sorunu yaşayanlarsa kahve tüketiminde dikkatli davranmalılardır.